loader image

TÜRKÂN ERKMEN’LE RÖPORTAJ

 

(07.06.2014 târihinde Türkan Erkmen Hanımefendi ile Şişli’deki evlerinde yapılan röportaj)

Dr. Hüsna GÜDER

Türkan Hanımefendi’ye bu röportajı yapma imkânı verdiği için teşekkür ederiz. Menkıbelerle süslediği hoş sohbetinde bulunduğumuz için bahtiyârız.

Hüsna Güder: Kısaca özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?

Türkan Erkmen: Benim pek kayda değer bir özgeçmişim yok, ama mâdem istiyorsunuz kısaca anlatayım:

Ben bir garip göçmen kızıyım. 1926 senesi Mart’ına rastlayan Ramazan ayında sabaha karşı İzmit’te dünyâya gelmişim. Babam Davut Hamdi Bayar Rumeli’li, annem Zehra Bayar Anadolu’lu. Diyeceksiniz ki Rumeli nere, Anadolu nere? Kısmet olunca uzaklar yakın oluyor işte. Annemle babam İstanbul’da tanışıyorlar ve çok sâde bir törenle evleniyorlar. Çünkü o zamanlar İstanbul Birinci Cihan Harbi’nin sıkıntılarını yaşıyor. Öyle fazla eğlenmeye, debdebeye yer yok.

Evlenmelerinden bir sene sonra Üsküdar’da ablam Ulviye, üç sene sonra İzmit’te ben, benden dört sene sonra kardeşim Turhan (Dr. Turhan Bayar) dünyâya geliyor. İzmit’te dedem, babaannem, mââile yaşıyoruz. Annemden Anadolu Kültürünü, babamdan Rumeli’nin serâzat, hasret kokan türkülerini dinleyerek büyüdüm.

Annem tasavvufa meraklıydı. Dinî vecîbelerini yerine getirmede titiz bir hanımdı. Çok kitap okurdu. Bilhassa Mısrî-i Niyâzi, Yunus Emre, Seyyid Seyfullah, Leylâ ile Mecnun. Leylâ ile Mecnun’u hemen hemen ezbere bilirdi. Sesi pek yoktu ama Mısrî-i Niyâzi Hazretleri’nin şiirlerini öyle içten, öyle mânâlı okurdu ki. Hele Mısrı-î Niyâzi Hazretleri’nin Ümmi Sinan Hazretleri ile buluşmasında okuduğu şiir hâlâ kulaklarımda.

Aşkın meyine ben kāne geldim

Şevkin oduna hoş yāne geldim

Şem-i tevhîdi gördüm yakılmış

Gitti karârım pervâne geldim

Annemin tasavvuf anlayışı biz çocukların din hakkındaki düşüncelerinin temel taşlarını oluşturmuştur. İslâm’ı bu pencereden görüyorduk biz. Seneler sonra İstanbul Kız Lisesi’nde okurken Sâmiha Anne’min “Batmayan Gün”  kitabı ile tanışmak nasîb oldu. Artık kitapta zikredilen şahıslar bizden birer parça olmuşlardı. K Bey, yâni Kerim Bey, Aliye, İrfan Paşa hep berâberdik sanki. İçimizde oluşan bu ulvî aşk, bizleri Sâmiha Annem ile tanışmaya, oradan da Ken’ân Rifaî Hazretleri’ne kadar götürdü. Çok şükür ne kadar şükretsek az, gönlümüz rûhumuz aydınlandı. Annemin okuduğu şiirler, güzel sözler mânâ kazandı. Nûrdan bir yol açılmıştı sanki, havalarda uçuyorduk.

Bu her şeyden âzâde uçuş çok sürmedi. Dünyâ sahnesinde rolümüzü oynamaya başladık. Büyük Vâlide Sultân’ın şu sözü bizlere rehber oldu. “İnsanları seveceksin, öylesine seveceksin ki, onların ölümleri ile azalıp, doğumları ile çoğalacak kadar onlardan olacaksın.” Allah’ımdan niyâzım; hiçbirimizi bu nurdan ayırmasın! Kusurumuz çok ama O’nun rahmetine sığınıyoruz, affını diliyoruz.

Hüsna Güder: Hayâtınızda  size en çok etki eden şahsiyetler  kimlerdir?

Türkan Erkmen: Ken’ân Rifaî Hazretleri, Kur’an ahlâkı ile mânâlanmış, Hz. Muhammed (s.a.v.) ve Ehl-i Beyt aşkı ile yanmış, büyük bir aşk deryâsı. Büyük insan, büyük mürşid. Benim kudretim onu anlatmaya yetmez ki… Sultânım sana sığınıyorum.

Sâmiha Anne, bizleri rahmet kapısına ulaştıran, hocasının bütün hasletlerini taşıyan ve bizlere aktaran, madde ve mânâ güzelliği ile bezenmiş eşsiz sultan. Bizleri bırakma!

Annem, bizleri çocukluğumuzdan beri Allah aşkına mayalayan canım annem, nurlar içinde yat!

Nazlı Hanımefendi, efendisinin aşkı ile yanmış, ölmeden önce ölmenin sırrına ermiş mübârek insan.

Behire Ablam, kendisini Allah yolunda hizmete vakfeden eşsiz insan. Hakkını helâl et!

Nezihe Araz, on sene berâber oturduk Nezihe ablayla. Kalemiyle sohbetiyle Allah aşkını yüreklerimize işleyen güzel insan… Seni çok seviyorum.

Muazzez Abla, eşsiz ferâgati, sabrı ve hizmeti ile gönüllerimize taht kuran güzel insan. Hakkını helâl et!

İlhan Ayverdi, aşkı, sabrı, azmi ile bize örnek olmuş sevgili kardeşim. Nûr içinde ol!

Meşkûre Sargut, dünyânın bütün çilelerini bir tebessümle karşılayan, maddî ve manevî her şeyini Allah uğruna harcayan, âşık, ezel yoldaşım benim.

Derviş Nene, ismini tam mânâsıyla üstünde taşıyan, sabır timsâli güzel insan. Hakkını helâl et!

Melek Anne, adı melek ama, kendi meleklerden üstün Kâmil insan, nur yüzlü, güzel nenem. Hakkını helâl et!

Hüsna Güder: Size tesir eden  kitaplar hangileridir?

Türkan Erkmen: Başta Kur’ân-ı Kerîm bizleri aydınlatan, kâinatı kaplayan, Allah kelâmı, tek kitap.

Ken’ân Rifâî Hazretleri’nin İlâhiyat-ı Ken’an ve Sohbetler’i.

Sâmiha Ayverdi hanımefendinin Batmayan Gün, Aşk Bu İmiş ve Hancı’.

Nezihe Araz hanımefendiden Dertli Dolap, Hz. Muhammed.

Safiye Erol’un Çölde Biten Rahmet Ağacı.

Somerset Maugham’un Şeytanın Kurbanları. (Orijinal adı The Razor’s Edge )

Hüsna Güder: Gençlere öğütleriniz nelerdir?

Türkan Erkmen: Efendimin güzel evlatları, ben size ne öğüt verebilirim ki? Ben 90 yaşında yaşlı bir teyzeyim, o büyük sultanlar size her şeyi şiirle, nesirle, türlü sözlerle anlatmışlar. Yalnız benim de aklımda kalan Sâmiha Annemizin çok sevdiğim birkaç sözünü sizlerle paylaşmayı arzu ettim.

O büyük sultan şöyle buyuruyor:

“Dünyânın sevinçleri ve elemleri bizi içinde bulunduğumuz birlik ve berâberlik çatısı altından çıkarmamalıdır. Şahsî ihtirâs, menfaat, benlik, gurur, gazap bize haramdır. Birbirinize asla küsmeyin, kopmayın, ayrılmayın. Düşeni kaldırın. Birbirinizi sevin, sayın. Merhametiniz bol olsun. Güçlükleri kolaylığa çeviren Allah, birliğinizi bozmadıkça, şirk ve benliğe düşmedikçe sizleri şer kuvvetlere muzaffer kılacak, aslâ mağlup olmaya bırakmayacaktır.”

İşte böyle sevgili çocuklar, bu ulvî sözlerden başka ben size ne söyleyebilirim? İnşallah cümlemiz hattâ bütün insanlar bu zevki tatsa, o zaman her yer güllük gülistanlık olurdu. Şâirin dediği gibi:

Kâşki sevdiğimi sevse kamû halk-ı cihân
Sözümüz cümle hemân kıssa-i cânân olsa

*

Hüsna Güder’den NOT-I: Metinde adı geçen kişiler hakkında bkz:

1) Ken’an Rifâî, Sohbetler, İstanbul 2009, 3. Baskı. Kubbealtı Neşriyatı.

2) Gülmisal Gürsoy, Dört Duvar Seni Söyler, İstanbul 2007. Birharf Yayınları.

NOT-II: Türkân Erkmen Ablamız 28 Ekim 2023 cumartesi günü  son nefesini vermiş, 29  Ekim 2023 Pazar günü (Cumhuriyetin 100. Yılı) Merkezefendi kabristanında İhvan büyüklerinin toplu makamlarının bulunduğu mahaldeki Sabriye Çökmez ile aynı kabre defnedilmiştir. Mekânları cennet olsun.