loader image

Bir Silgi Hikâyesi

Fethi Okutan

Yaşı bana yakın olanlar bunun ne olduğunu bilirler. Bu bir DMO marka silgi. Benim için dünyanın en değerli şeyi…

Bazen ilkokul yıllarımda arkadaşlarımın boyunlarında iple asılmış şekilde görürdüm. O yaşlarda arkadaşlarımızda görüp özendiğimiz moda objelerdendi. Bunlar kırtasiyelerde satılmazdı. Sanayinin özel sektörden çok devlet tekelinde olduğu yıllardı. Ancak babası ya da yakını devlet memuru olan çocuklarda olurdu. Sonraları bunların kokulu fln versiyonları çıktı ama bunun gibi değerli değildiler benim için.

Memur olan babamın, kapısında adı yazan makam odasına gitmeyi çok severdim. Ama o işi başından aşkın olduğundan benimle fazla ilgilenemezdi. Bir de babamın, sıkıcı, yanaklarımı mıncıran daire arkadaşlarıyla hemhal olmamak için her zamanki gibi bir kâğıt çıkarıp bir köşede resim çizerdim. İçine kapanık çocukluğumda babamdan bir ‘aferin çok güzel olmuş’ duymak hayatımın tek gayesiydi. O havasız ve loş odanın sigara ve eski ahşap demirbaşlarının kokusu, ortama hep melankolik bir hava verirdi. Bu hava, nedense çizdiğim resimlere de yansırdı. Bu sade ufacık odadaki en göz alıcı şeyler ise masasının üzerindeki DMO marka kalem ve silgilerdi. Aman Allahım onlar o kadar değerli ve ulaşılmazdı ki. Çünkü benim onları kullanmam yasaktı. Neymiş? “Devlet onları ona resmî işinde kullanması için vermişmiş, sana para veririm alırsın”mış. Bu ne kardeşim? Çok saçmaydı. Babamın olan benim de olmalıydı. Hem bir silginin lafı mı olurdu?

Baban da biraz abartmış diyenleriniz vardır.  Ama o bu duruşunu önüne serilen makam, mevki, paraları elinin tersiyle itişiyle, kimseye iltimas geçmeyişiyle, emrindeki makam arabasını işe gitmek dışında kullanmayışı ve külüstür, sürekli yolda kalan Vosvosunu, bazen de belediye otobüsü kullanan mütevazi hayat tarzıyla gözümün önünde hep perçinledi. Son nefesini bile işine giderken bir belediye otobüsünde verdi…

Ben o silgiye hiç sahip olamadım. Aynı babamın dimdik, sapasağlam aşılmaz prensiplerine sahip olamadığım gibi. Evet benim DMO ( Devlet Malzeme Ofisi) marka silgim olmadı. Ama belki bu sayede hakkı, hukuku, doğruluğu, ilkeli olmayı, tevazuyu, haramı, helali, bilimum insani değeri o yaşlarda tanıdım. Düşünüyorum da bu kadar anlam bir silgiye sığar mı? Sığarmış…

Keşke birinizin evinde bir köşede bundan kalmış olsa da bana hediye etse. Ne mutlu olurdum…

YAYIMLAYANIN NOTU

Fethi Okutan, Ömer Okutan’ın 2 oğlundan biridir. Yukarıdaki yazıyı onun Facebook sayfasından kendi izniyle sitemize aktardık.

Eğitimci, yazar Ömer Okutan (1937-1999) Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi ve Eğitim Bilimleri Fakültesi mezunu. “Eğitimin Tarihi ve Sosyal Temelleri” adlı bir Yüksek Lisans Tezi vardır. Çeşitli liselerde öğretmenlik ve yöneticilik yaptıktan sonra, Millî Eğitim Bakanlığında şube müdür yardımcılığı, şube müdürlüğü, müfettişlik, başmüfettişlik, müşavirlik, Talim ve Terbiye Kurulu üyeliği, aynı kurulun başkanlığı görevlerinde bulundu. 1988’de yapılan XII. Millî Eğitim Şurasının genel sekreterliğini yürüttü. Türk Ansiklopedisi’ne din ve tarih konularında maddeler yazdı. Genç sayılacak yaşta kalp krizinden vefat etti. Ruhu şad olsun.