BİR YAZAR BİR FOTOĞRAFÇI
Mehmet Demirci
Yazarımız, mütefekkir-yazar Sâmiha Ayverdi’dir (1905-1993). İlk romanı 1937’de çıktı. On sene içinde edebî eserlerinin sayısı 10’a yükseldi. Bu süre içinde Türkçeyi çok iyi kullanması ve dilinin zenginliği edebiyat ve sanat çevrelerinde dikkati çekti. Önemli yazarlar kitaplarını tanıttılar. Bu arada okuyucularından bir kısmı kendisini ziyâret edip, yakından tanımak istedi. Sâmiha Ayverdi 1940-1948 yılları arasında ziyâretine gelen, devrin önemli fikir ve sanat adamlarıyla olan konuşmalarını kaleme aldı. Çok önemli fikri konulardan oluşan bu metinler 2005 yılında Mülâkatlar adıyla Kubbealtı neşriyatı içinde kitap olarak çıktı.
ARA GÜLER
Fotoğrafçımız ise Ara Güler’dir. Ara Güler (1928-2018) Ermeni asıllı fotoğraf sanatçımızdır. Basın fotoğrafçısı olarak dünya çapında bir sanat adamıdır. Bu alanda pek çok ödülü ve kitapları vardır. Eserleri çeşitli dünya müzelerinde sergilenmektedir. İstanbul’u, mîmârî eserlerimizi, insan manzaralarımızı ustalıkla objektifine sığdırmış ve kalıcı birer sanat eseri olarak kültür envanterimize geçirmiştir. Cumhurbaşkanlığı ve Kültür Bakanlığı Kültür ve Sanat ödüllerine lâyık görülmüştür.
NEZİHE ARAZ
Burada üçüncü bir kişiden de söz etmemiz gerekecek, o da Nezihe Araz’dır (1920-2009). Anadolu Evliyaları ve Dertli Dolap gibi muhteşem eserlerin yazarı ve gazetecidir. Basın câmiasının içinde olduğu için Ara Güler’i yakından tanımaktadır. Aynı zamanda Sâmiha Ayverdi’nin pirdaşı ve o sıralarda kapı komşusu ve çok çok yakınıdır. Bu bağları sebebiyle bir gün Ara Güler’i, Sâmiha Ayverdi’ye getirir ve âile fotoğrafları çeker. Bundan sonrasını Ayverdi’nin torunu Sinan Uluant’tan tâkip edelim:
FOTOĞRAFLARIN HİKÂYESİ
“(Nezihe Araz) Gazele de çalıştığı sıralarda hâliyle o câmia içinden de pek çok dostu olmuştu. Ara Güler de onlardan biriydi. Muhtelif zamanlarda evimize gelmiş; anneannemin, annemin Nezihe Araz’ın ve benim birlikte ve tek tek resimlerimizi çekmişti. Yıllar sonra, anneannemin yazdığı Sinan’ın Günlüğü’nde 1955 senesi ağustos ayında ‘Ara geldi, resimlerimizi çekti.’ notu aklıma geldi. Aradım Ara Güler’i. Vaziyeti anlattım. Yahu dedi, aradan yarım asırdan fazla geçmiş nereden bulayım ben onları. Sen yine de beni bir hafta sonra ara dedi. Bir ümit, aradım. Buldum, gel dedi. Ben de etrafımda bilenlere soruyorum. Kaç para vermem lâzım diye. Neyse söylediği zamanda gittim. Galatasaray Lisesi’nin hemen yanında Ara Han. Çıktım üst kata. Buldum dedi, hem de 5 tane. Fotoğraf kâğıdına basmış. Cüzdanımı çıkardım, borcum ne kadar dedim. 5 dedi. 5 ne? 500 lira mı, tanesi mi, beşi mi, yoksa dolar mı? Fotoğraflarının pahalı olduğunu biliyorum, şaşkınlığımın o da farkına vardı ki 5 lira dedi, 5 lira ver. Sonra ilâve etti: ‘Evliya gibi kadındı be, ondan para alınır mı, sen 5 lira ver yeter. Ama bir şartım var, bir yerde yayınlarsan ismimi yazacaksın. Nezihe götürmüştü beni.’ dedi.
Büyük bir sevinçle ayrıldım yanından, eve geldim. Yahu dedim kendi kendime hiç aklıma gelmedi imzalatmak. Neyse, ertesi gün yüz bulduk ya, tekrar telefon ettim. Yine gel, dedi. Bu sefer Ara Han’ın girişinde Ara Kafe var, oraya gittim. Onun duvar dibinde ayrı bir masası varmış, oturduk, sohbet ettik, resimleri imzaladı. Şimdi o resim başucumda çerçeve içinde asılı duruyor. Ben de o gün bu gündür ne zaman o resimleri bir yerde kullansam mutlaka adını yazarım. Sonra birçok kereler karşılaştık, o hâdiseyi unutmadı, hep tekrarlardı, Nezihe götürdü beni diye.”
NOTLAR
Buraya konulan fotoğraflar Ara Güler’in objektifine aittir. Sâmiha Ayverdi o sırada 50 yaşındadır.
Yazı için başvurduğum kaynaklar:
Sâmiha Ayverdi, Mülâkatlar, Kubbealtı neşriyatı, birinci baskı, İstanbul, 2005
Sâmiha Ayverdi, Sinan’ın Günlüğü, Kıbbealtı neşriyatı, 2015, s. 93
Sinan Uluant, Yetmişinden Sonra -Akılda kalanlar-, Kubbealtı neşriyatı, 2024, s. 35-37
Sinan Bey Ara Güler’e gittiği tarihi, “2003 veya 2004 olabilir” diye hatırlıyor. Buna göre bugünkü para ile 5 resim için kabaca 150 TL ödemiş oluyor.






Yorum gönder
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.